Bilgisayar Terimleri
|
BACKBONE: Büyük veri kapasitesine sahip bir ağı
besleyen hızlı bir hat veya bir seri bağlantıdır.
Omurga
Back up: 1- Data disketlerinin 2. kopyası veya
tahrip olma, kaybolma olasılıklarına karşı yapılan
yedekleme işlemi.2- Esas elemanın işlemi
tamamlayamaması halinde işlemi tamamlamak için
kullanılan yedekleme.
Background: Fon, zemin, geri plan, görüntünün arka
planı.
Backlight Correction: Video kamerada arkadan gelen
ışığı ayaralayacak objenin karanlık görünmesini
önleyen sistem.
BACKLINKING: Backlinking, Lycos tarama servisi
tarafından düşünülmüş zekice bir özelliktir. Hiçbir
Web servisi sizi başka servislere bağlayıp sonra
unutumak istemez. Bu yüzden Lycos, sizi başka bir
servise bağladıktan sonra geri dönebilmenizi
sağlayan bir sistem geliştirmiştir.
BACKGROUND: HTML özgün Web sayfaları hazırlamanız
için beğendiğiniz resimleri arkafon olarak
kullanmanıza izin verir. HTML 3.0'ı destekleyen tüm
Web tarayıcıları sayfanızın arka fonuna koyduğunuz
resmi görüntüleyebilir. Bunu yapmak için BODY
tanımının hemen yanına BACKGROUND tag'ını
eklemelisiniz. Mesela "duvar1.gif" isimli bir resmi
arka fon yapmak için aşağıdaki satır yazılmalıdır
Bağlantı noktası: Sisteme dışarıdan gelen bilgi
paketlerinin her birinde hangi bağlantı noktasına
gideceği bilgisi vardır. Sistem dahilindeki bağlantı
noktalarının herbirinde bir iletişim yazılımı
çalışmaktadır. Gelen paket işlem yapılmak üzere bu
bağlantı noktasına, dolayısıyla ilgili uygulamaya
aktarılır. Aktarma Kontrol Protokolü (Transmission
Control Protocol).
BANDWIDTH: Bandwidth bir aygıtın algılayabileceği
elektrik frekans alanıdır. Bu terim, iletişim
teknolojisinde bir taşıma ölçüsü olarak kullanılır.
Bu terim Internet'teki anlamı ise, belirli bir
sürede ne kadar bilgi akışı sağlandığıyla ilgilidir.
Bandwidth: Bir kanalın ya da devrenin veri iletme
oranı veya iletişim kapasitesi ölçüsü.
Bant genişliği: Belli aralıklardaki en büyük ve en
küçük değer arısındaki fark.
Barkovizyon: Video dahil, bilgisayardan aldığı tüm
sinyalleri perdeye yansıtabilen bir projeksiyon
sistemidir. Görüntü kalitesi LCD'lere oranla daha
yüksektir. Prezantasyon büyük bir salonda geniş bir
kitleye verilecekse kullanılır. Tasarımın içinde
video yer alıyorsa ve büyük perdede kaliteli bir
görüntü isteniyorsa barkovizyon kullanmak
gereklidir.
BASIC: Kelimelerinin ilk harflerinden oluşan, ilk
defa DARMOUNTH kolejinde geliştirilen en basit
bilgisayar programlama dili.
Battery pack: Bakınız Power pack.
Baud Rate: Bilgisayar kontrollu sistemlerde seri
hatlar üzerindeki bilgi akış hızı birimi.
Baud: Bilgi işleme hızı birimi. Bir saniyede gelen
bilgi sinyallerinin değeri baud olarak hızı verir.
Tipik baud değerleri 110, 300, 1.200, 2.400, 4.800,
9.600, 14.400, 28.800, 36.600.
BBS: Kullanıcıların mesaj bırakabildikleri
elektronik bülten panosu. Modem aracılığıyla
bağlanılarak bilgi alışverişinde bulunulan on-line
sistemlerin genel adı. Bilgisayarlı Bilgi Servisi
olarak Türkçeleştirilmiştir. Bazı BBS'ler üyelik
üzerine kurulmuşlardır.
BCNU: (Be Seein You) Görüşürüz.
Beta: A 1/2 inçlik video kaset ölçüsü. VHS'ye
uymamaktadır.
Beyaz sayfalar: Internet kullanıcılar hakkında temel
bilgiler içeren bazı veri tabanlarını
desteklemektedir. Bu veritabanlarında kişiler
hakkında sorgulama yapmak mümkündür. Telefon
defterine benzer bir işlev yerine getirdikleri için
bunlara "beyaz sayfalar" (white pages) adı da
verilmektedir. Knowbot, WHOIS. Bezier curves Manuel
ortamda pistole cetveli ile oluşturabileceğiniz
düzgün eğilimli hatların, bilgisayar ortamında
oluşturulmasını sağlayan ve eğilimli noktalardan
meydana gelen çizgiler.
Binary: İkili düzen, örneğin 11001001.
Binary File: (*.BIN) Makina koduna dönüştürülmüş
dosya. Bir kaynak dosyanın, bir yüksek düzeyli dil
derleyicisi (PMA, COBOL, FTN, PRG gibi) tarafından
makina koduna dönüştürülmüş biçimi. Bu tip dosyalar,
yükleyicinin giriş formatına uygun olarak
düzenlenirler. Makina koduna dönüştürülmüş dosyalar
olarak da isimlendirilirler.
Binary system: 2 tabanına göre sayı sistemi veya
ikili sayı sistemi.
Binary: 1- İki ihtimalli bir durumla karşı karşıya
kalmak. 2- 10 tabanı verinin 2 sayısını taban olarak
alan sayı sistemi. Binary sistemde sayılar yalnızca
0 ve 1 rakamlarından oluşur.
Bit Map: Bir video ekranındaki her pixel, yoğunluk
ve rengi oluşturan bit'leri tarafından kontrol
edilir Pixel'ler gridi ile tam bir video ekranına
bir bit map denilebilir.
Bit: Binary rakamlardan biri. Bir bit, sıfır ya da
bir değerini taşır. Bilgisayarın tanıdığı en küçük
haberleşme birimidir.
Bit: İletilebilen bilginin en küçük miktarı. Bir
alfabetik karaketri, bir sayısal rakamı belirten ya
da sinyallemeyi ve diğer fonksiyonları değiştiren
bir kombinasyonu.
Bit: 0 veya 1 rakamlarından oluşan tek bir sayısal
birim.
Bitmap: Sadece Siyah ve Beyaz'ın bulunduğu renk modu
olan Bitmap'de, ara tonlar (%42 Siyah) olmaz. Bitmap
modda kaydedilen dökümanlarda, beyaz piksel bilgisi
kaydedilmediği için hem az yer kaplar, hem de resmin
çağrıldığını programda beyazlar şeffaftır.
Blend: Geçişme. Bir renkten diğerine, bir efektten
diğerine, bir şekilden bir başka şekle vb. çeşitli
geçiş metodlardır.
Blur: Netsizlik. Gözleri arazalı olan bir insanın,
gözlüksüz baktığında görebileceği ortam.
BMP: Grafik formatı. Windows Paintbrush öğesi
üzerinden ulaşılabilen dosya uzantısı.
BNC: Sürgülü video fiş ve priz sistemi. Pin adı
verilen fiş uçlarının sayısı önemlidir. Buna dikkat
etmek gerekir. Ayrıca televizyonun arkasında bulunan
prizler, kolay bağlantı yapılmasına imkan
vermeyebilir. Evlerimizdeki TV'ler çoğunlukla
kütüphane raflarına konulduğundan arkaya ulaşmak
bazen imkansız olabilir. Bu nedenle bağlantı yerleri
ön panelde olan TV cihazlarını tercih etmelisiniz.
Boca M144EE: Her ortamda yüksek performans
gösteriyor ve 14.400 bps faks hızı sunan Boca modem,
iyi bir fiyat/performans oranıyla dikkat çekiyor.
BODY: HTML sayfalarında kullanılır. HTML sayfalarını
oluşturan kodları barındıran "Başlık" ile "Son"
arasındaki bölümdür.
Bolean: İkili sayı sitemini bulan matematikçi.
Booster: Güçlendirici televizyon sinyalini
güçlendirmek görüntünün ve sesin daha kaliteli
alınabilmesini sağlayan araç.
Boot: Sistemin istenilen seviyeden işleme
başlamasını sağlayan makine prosedürü. İlk birkaç
talimat, bir giriş cihazından gelir ve bunlarla
sistemin tamamının yüklenebilmesi sağlanır.
BOT: Sohbet amaçlı bir IRC kanalı üzerinde dinleme
ve cevaplama programları için oraya özgü (o kanalın
jargonuna ait) terim.
Bounce: Geri dönmeTeslimattaki bir hata yüzünden
gönderilen postanın bir kısmının geri dönmesi.
Boşluk şarjı: Anoda gerilim uygulanmadığında ve
fleman ısıtıldığında katod etrafında biriken
elektronların oluşturduğu küme.
BPS: Bit per second (saniyedeki bit sayısı)
Broadcast: Radyo ve TV yayınları (Yayın kalitesi).
Browser: Bir ağ üzerinde, bilgiyi aramak, bulmak,
görmek ve işlemek için grafik etkileşimli arabirime
sahip uygulama yazılımı. Tarayıcı.
BROWSER: World Wide Web üzerinde dökümanların
transfer edilip görüntülenmesini sağlayan
programlara "browser" adı verilir. Sakın Web
tarayıcıların Netscape, MS, Internet, Explorer ve
Mosaic'le sınırlı olduğunu sanmayın.
http//www.browserwatch.com adresinde bir göz atın.
İstemediğiniz kadar çok ve çeşitli tarayıcıyı bir
arada bulacaksınız.
Built-in: Cihazın içine yerleştirilmiş olan sistem
veya başka bir cihaz.
BBS: İlan Tahtası SistemleriElektronik mesaj
hizmetleri veren, dosya arşivleri sunan, sistemi
çalıştıranın ilgi alınına giren diğer hizmet ve
aktiviteleri sağlayan bilgisayar ve üzerinde çalışan
yazılıma BBS denir. BBS'ler şimdiye kadar hobi
olarak kullanılıyordu. Fakat Internet'e bağlı
BBS'lerin sayısı hızla artmakta ve şu anda bir çok
BBS devlet, eğitim ve araştırma kurumları tarafından
işletilmektedir. Elektronik Posta (Electronic Mail),
Internet, Usenet.
Byte: Sekiz data biti+bir parti bitten meydana gelen
bir alfabetik veya özel karakterdir. Genelde ASCII
kodludur.
Bytes: Genelde 8'bit'ten oluşan dikey ve yatay
olarak ekranda gösterilen pixel'lerin sayısının
temsil eden bir bit grubu. Data'resolution'u ile bu
iki faktör görüntünün kalitesini tesbit ederler.
Daha çok sayıda pixel'i görüntülemek için, daha
fazla hafıza ve fazladan 'peripheral'lar gerekir.
|
|
CA/CG: Computer Animation Computer Graphics için
İngilizce'sinden kısaltma.
CAD: Grafik işlerinin mimari ve mühendislik
sistemleri için çizim ve planların bilgisayarda
üretilmesi.
CADD: Bilgisayar destekli Taslak ve Dizayn üretimi.
CAM: Bilgisayar Destekli Üretim.
Camcorder: Camera+recorder.
CWIS: Kampüs Çapında Bilgi SistemiKampüs çapında
bilgi sistemleri bilgi ve hizmetleri iletişim ağları
ve etkileşimli bilgisayar uygulamalarıyla
kampüstekilere sunar. Genel kapsamı telefon ve adres
rehberi, takvimler, ilan tahtaları, veritabanları
gibi hizmetlerdir.
CAND: Bilgisayar Destekli Taslak ve Dizayn üretimi.
CANLANDIRMA: Yakın zamana kadar sadece sinema
endüstrisinin bir etkinliği olan animasyonun
dilimizdeki karşılığı canlandırma'dır. Teknik olarak
baktığımızda animasyon, hareketli görüntü demektir.
Bugün pazardaki pek çok ürün, masaüstü bir kişisel
bilgisayarlarda animasyon yapmaya olanak
sağlamaktadır. Elle çizilmeyen, özel donanım
yardımıyla bilgisayar ortamına aktarılmış sabit
resimlerdir.
Canon BJ200: Saniyede 86 karakter basım hızı ve
kaliteli çıktı alma imkanı ile beğeni kazanan Canon
BJ200, fiyatı ile de ilgi çekti. Tonlama yeteneği ve
uzun süreli kulanıma olan yatkınlığıyla da dikkat
çekici bir ürün olma özelliğini taşıyan yazıcı
çeşidi.
CD-I (Interaktive-CD): Duran görnütler, audio,
grafik ve bilgisayar bilgileri verebilen interaktif
bir ürün için kullanılan deyim
CD-ROM XA: CD-I gibi, bu depo edici disk bilgisayar
metin ve grafiklerini, ve durağan görüntülü video
bilgileri ve yüksek kaliteli audio ile kombine eder.
CD-ROM: Herhangi bir dijital bilgiyi bir kompakt
diskte toplamak için geliştirilmiş biçimsel bir
standart.
CD-ROM: Yazılımların depolanmasında, arşivlenmesinde
ve multimedya uygulamalarında kullanılan dünya
standartıdır.
CD-ROM: CD-ROM, kişisel bilgisayar ortamlarında
harici bir CD-ROM okuyucu yoluyla kullanılan
CD'lerdir. Bilginin CD-ROM üzerine kaydediliş şekli
hangi işletim sisteminde kullanılacağını belirler.
CD-ROM okuyucular ise böyle bir ayrıma tabi
değildir. Macintosh ve IBM uyumlu bilgisayarlar aynı
CD-ROM okuyucusunu kullanabilirler.
CD-ROM okuyucuların fiyat farklılıklarını belirleyen, bilgi erişim hızlarıdır. Bu hız, ortalama 31 milisaniye ile 120 ms arasında değişir. CD-ROM 'ların bilgi erişim hızı her geçen gün artmakta fiyatları ise düşmektedir.CD-ROM okuyucusu bilgisayara harici olarak veya disket sürücü gibi ana gövdeye de takılabilir. Tüm CD-Audio'ları bu okuyucular okuyabilir.CD-DOM'un bilgi kayıt formatı Sarı Kitap adı verilen teknik spesifikasyonla standartlaştırılmıştır.
CD-ROM Sürücünün Denetlenmesi: Bilgisayar bir CD
sürücüsünü kontrol ederek, bir CD'deki depolanmış
müziği okutabilir.
CD-Audio: Müzik CD'lerinin yayımlandığı medyadır ve
tüm CD okuyucularında çalışabilme özelliğine
sahiptir. CD-Audio'nun bilgi kayıt formatı Kırmızı
Kitap adı verilen teknik spesifikasyonla
standartlaştırılmıştır.
CDD: Işığı hassas bir elektronik levha veya kamera
çeşidi.
CDI (intevaktive): İçinde müzik, grafik, ve videoyu
etkileşimli bir şekilde bulundurabilen bir CD
formatıdır. Sadece CDI formatını okuyabilen cihazlar
mevcuttur. Bilgisayar ortamında CDI oynatmak için ek
bir yazılım gerekmektedir.
CD-I: CD-Interactive, tüketici pazarına yönelik
üretilen ve televizyonla birlikte kullanılan bir CD
çalar aygıtı için geliştirilmiş bir formattır.
Üzerine 19 saatlik mono ses, veya 72 dakikalık tam
ekran video veya 5000 adet fotoğraf
kaydedilebilmektedir. Bunların farklı oranlarda
kombinasyonları mümkündür. Tüm detayları Yeşil
kitapla standartlaşmıştır. CD-I okuyucunun diğer
okuyuculardan temel farklılığı kullanımı için
yalnızca bir TV'nin yeterli olmasıdır. Okuyucu,
uzaktan kumanda bir fare, veya kablolu bir fare ile
kullanılmaktadır. Ayrıca, tüm CD-Audio disklerini de
okuyabilmektedir.
CD-XA: Bu format Sony'nin getirdiği bir standart
olup fazla yaygınlık kazanmamıştır. Temelde CD-ROM
formatının daha iyi görsel bilgi aktarabilmesi için
geliştirilmiş bir ara çözümdür. Yine bilgisayarlara
takılan özel bir okuyucu tarafından
okunabilmektedir. Bilgi kayıt formatı Sarı kitapta
standartlaştırılmıştır.
CD-Bridge: En yaygın kullanımında olan CD-ROM
formatı ile yeni gelmesine rağmen hızla yaygınlaşan
CD-I formatlarının bir anlamıyla bileşiminden çıkan
bir formattır. Bu formatta kayıt yapılan disk hem
CD-I okuyucuda hem de CD-ROM okuyucuda
kullanılabilmektedir. Daha fazla, yazılım
üreticilerinin yeni gelişen pazarlara CD-ROM
ürünlerini aktarmaları için geliştirilmiştir.Özel
bir okuyucusu yoktur.
CD TERMİNOLOJİSİ: CD'ler multimedya programlarının
en yaygın kayıt ve kullanım ortamı haline
gelmektedir. Bu gelişmenin nedeni, CD'lerin geniş
hafıza kapasitesinden kaynaklanmaktadır. Bir CD, 650
MB hafıza kapasitesiyle 450 adet 1.4 MB hafızalı
bilgisayar disketine eşdeğerdir. Bu özellikleriyle
CD'ler doğal olarak bol miktarda hafıza gerektiren
görsel işitsel veriler için en uygun ortamı
sağlamaktadır.
Cel: Bir animasyon içindeki tek bir çizim veya
çerçeve.
Cel Animation: Bir görüntünün ufak kısımlarının
animasyonu.
PC Tools: PC Tools, temel disk yönetimi, dosya
işlemleri gibi alanlarda, işletim sistemi
tasarımcılarının unuttuğu işlevleri kullanıcılara
erişilebilir kılan kullanışlı bir yazılım.
CGA (Color Graphics Adapter): 320x200 çözünürlükte 4
renk gösterebilir.
CGA: IBM PC'leri ve eş değerde cihazlar için konulan
ilk video interface standardı
CGI: Bir Web hizmet birimi üzerinde arka planda
çalışan uygulamalar yazan programcılar için bir
arabirim.
CGI: Web tarayıcılarının Web Hizmetçileri ile
iletişim kurmasını sağlayan arabirimdir. Web
taraycıları CGI aracılığıyla, HTML içindeki formları
ve döküman kaynaklı sorgulayıcıları Web
hizmetçilerinin anlayabileceği hale sokarlar.
Channel (Kanal): Bir ağdaki iki yer arasında,
belirli iletim hızına sahip bir iletişim hattı.
Character (karakter): Bilgisayar tarafınrdan yazılıp
okunabilen ve depolanan herhangi bir tek alfabetik,
nümerik, noktalama veya değer işaretlerinden biri.
Chat: Gerçek zamanlı görüşmeyi tanımlamak için
kullanılan bir terimdir. IRC, WebChat, gibi bir
arabirim.
Check: CD player'de yapılan programın kontrol
edilmesi.
Checksum: Sağlama toplamıBir veri paketinin
içeriğinden yararlanarak hesaplanan değer. Bu değer
paketle beraber aktarılır, alıcı sistem aldığı
verilerden yararlanarak bu değeri yeniden hesaplar
ve paketle gelen değerler karşılaştırır. İki değer
aynıysa alıcı veriyi hatasız olarak aldığından emin
olur.
Chip: İnce kesilmiş silisyum dilimi.
Chroma: Video sinyalinde ölçülen, hue'lerin
miktarları ve izafi parlaklıkları. Bu sinyal
olmaksızın alınan video görüntüsü siyah-beyaz
olurdu.
Chromakey: Video görüntülerini ikinci bir video
kaynağındaki seçilmiş bir renk üzerine bir özel
efekt yaratıcı sistemi veya bilgisayar kullanarak
geçirmek.
CLICKABLE MAP: HTML'nin bu özelliğini kullanarak bir
resmin değişik yerlerine tıklandığında kullanıcıyı
bambaşka adreslere taşımasını sağlayabilirsiniz.
CLIENT: Internet üzerindeki bir sunucuya bağlanmış
olan "istemci" makinaya "aclient" ismi verilir.
Client: KullanıcıBir başka bilgisayar sistemini ya
da programın hizmetini talep eden bilgisayar sistemi
ya da programa verilen ad. Dosya dağıtıcısından
(file server) herhangi bir dosyanın içeriğini
isteyen diğer bilgisayar o dağıtıcının
kullanıcısıdır. kullanıcı-dağıtıcı modeli
(client-server model), hizmet birimi (server).
Client-server model: Kullanıcı-dağıtıcı modeliBir
çok iletişim ağı protokolünün çalışma şeklini
tanımlayan bir model. Bu modelde aynı ağ üzerinde
bir dağıtıcı program (server), ve bu dağıtıcıdan
bilgi talebinde bulunan kullanıcı programları
(client) vardır. Örneğin bir çok yerel iletişim
ağlarında bir dosya dağıtıcısı (file server) ve
ondan gerektiğinde dosya talep eden kullanıcılar
(client) vardır. Bu modelin en büyük avantajı işlem
yükünün makineler arasında paylaşılmalıdır.
Kullanıcı (client), dağıtıcı (server),
anasistem-terminal modeli.
Client: Bir ağ servisini kullanan kullanıcı veya
kullanıcıya hizmet eden program.
Clock: Saat sinyali.
CMS (Color Management System): Renk Yönetim Sistemi.
Ekranların RGB, ofset baskı tekniğinin CMYK
olmasından dolayı meydana gelen renk kayıplarını
gidermek için kullanılan renk yönetim programları.
EfiColor, KPCMS gibi..
CMYK: Cyan, Magenta, Yellow, Black renklerinden
oluşan ve ofset baskı tekniğinde kullanılan renk
dünyası. CMYK'da renkler birleştikçe (üstüste
geldikçe) koyulaşır. Bu yüzden Subractive Colour
(Çıkarılan Renkler) olarak isimlendirilir.
COAXİAL: Dış ortamdaki parazit gürültülerden
etkilenmeyen dışı örgülü 75 W Ohm'luk kablo cinsi ve
standardı.
COBOL: Komplike iş uygulamaları ile ilgili program
yazmaya uygun bilgisayar programlama dili. COBOL, US
savunma bakanlığı kuruluşu olan CODASYL ile çeşitli
bilgisayar imalatçıları ve bilgi işlem cihazları
kullanıcıları tarafından geliştirilmiştir.
Code (kod): 1- Bilgisayar sistemleri için talimat
yazmak. 2- Uygun tabloya göre bilgilerin
sınıflandırılması 3- Makine dilini kullanmak. 4-
Program yapmak.
Colorization (Renklendirme): Siyah-beyaz bir
görüntüye renk katmak veya renkli bir görüntünün
rengini değiştirmek.
Colour Bars: Herhangi bir video cihazı içindeki renk
dengesini ayarlayan standart renk tablosu
Column Chart: Dikey kolonlardan oluşan bir tablo.
Command (komut): Bilgisayara başlamasını, durmasını
veya devam etmesini söyleyen bir pals, sinyal,
kelime veya harf dizisi. Command, çok sık olarak
instruction (talimat) ile karıştırılır.
Command İnterpreter: Komut Analizörü. Bir Turbo
DOS'ta komutu inceleyip de yapması gerektiğini
saptayan bölüm S.R. Ranganathan tarafından
geliştirilmiş yüzeysel bir sınıflandırma düzeni.
Communication Link (İletişim Hattı): İki kullanıcıyı
birbirine bağlayan donanım ve yazılımdan oluşan
sistem.
Compact disc: Kompakt disk Laser ile okunan ses ve
görüntü disklerdir. Yapımı foğtoğraf filimlerinin
basımına benzemektedir. Önce müziğin üzerine
işlendiği bir uzman disk hazırlanır. Bu diskten
negatif çıkarılır ve negatife göre seri disk imaline
geçilir. Laser disk üzerine depolanmış dijital müzik
bilgilerini okur. Disk yüzeyinde yaklaşık olarak 5
milyar nokta bulunur. Her nokta sesin dijital bir
sinyalini temsil eder.
Bir saniyed 44 bin 100 nokta okunur. Böylece analog ses okuma sistemlerinin avantajları yakaklanmış olur. Disk yüzeyinde mekanik bir temas olmadığndan aşınma da olmaz. Diske müzik kaydetmek için yüksek güçlü bir laser kullanılır. Okunma sırasında düşük güçlü laser kaynağı eterli olmaktadıdr. Disk üzerindeki izlerin toplam uzunluğu 2.5mil kadardır. İz genişliği ise 0.5 mikrondur.Comparator Karşılaştırıcı.
Compiler: Derleyici.
Compiler: Herhangi bir programlama dili ile yazılmış
bir bilgisayar programını, bilgisayarın kendi diline
çeviren program (Derleme)
Composite (Kompozit): Yayın amacı ile üç ayrı renk
sinyali (kırmızı, yeşil ve mavi) artı zamanlama ve
senkronizasyon sinyallerini hava dalgaları veya tek
bir kablo yoluyla nakledilebilir. Bir kompozit içine
kombine edilebilmesi. Kompozit videolar ve
televizyon setlerinde VCR'lerde ve diğer alt fiyat
grubundaki video techizatında kullanırlar.
Composite Sync: Yatay ve dikey scan kontrolleri olan
toplu bir senkronizasyon sistemi.
Compression/Decompression: Depolama ve iletişim
araçlarının taşıyabileceğinden daha fazla bilgiyi
saklamamızı ya da iletmemizi sağlayan sıkıştırma ve
açma yöntemidir.
COMPUSERVE: Compuserve'de America On Line gibi,
dünyanın en büyük on-line servislerinden biridir.
Aradaki fark Compuserve'ün daha çok iş dünyasına
yönelik olmasıdır. Compuserve'den Internet'in birçok
servisine metin-tabanlı bağlanabilirsiniz.
Compuserve aynı zamanda Spry Inc firmasının da
sahibidir. Bu yüzden Spry Inc'e ait olan Mosaic web
tarayıcısının promosyonlarını gerçekleştirmektedir.
Compuserve, yakında kendisi dışında Internet'e ayrı bir tarayıcıyla bağlanmak istemeyenler için Microsoft Internet tarayıcısının özel bir sürümünü destekleyecektir. Compuserve hakkında Internet üzerinden bilgi almak için http//www.compuserve.com ve http//www.spry.com adreslerine bağlanabilirsiniz.
Compuskip: Banttan bulunduğu durumdan ileride veya
geride belli sayıda seçilmiş konumu arayıp bulan
sistem.
Computer Simulation: Bir bilgisayar programı
içindeki fiziksel işlemlerin simülasyonu
CONFERECING (KONFERANS): Web üzerinde, iki ya da
daha fazla bilgisayar aracılığıyla, yüzyüze, görsel
ve sesli iletişimdir. Günümüzde hatların elverişsiz
olması nedeniyle eş-zamanlı bir görüşme sağlamak
olanaksızdır. Web'ler bu tip iletişimi sağlamak
açısından BBS'lerden daha elverişlidir.
http//webnotes.ostech.com adresinde bu konu hakkında
bir demo bulabilirsiniz.
Configuration (konfigürasyon): Hardware için,
sistemi oluşturan bir grup araç. (device) software
için toplam software grubunun arasında kurulan
ilişki.
Configuration: Bir bilgisayar sisteminin dizaynı
cihazların birbirine uyumunu sağlayan arajman
işlemi.
Congestion: TıkanıklıkVeri iletişim ağının
kapasitesinden fazla yüklenmesi sonucu oluşan
durum.Connection (Bağlantı)Bir noktadan diğer bir
noktaya adanmış veya anahtarlanmış iletişim yolu.
Continue: CD player'de seçilmemiş bölümlerin
çalınmasına devam edilmesini sağlayan özellik.
Contrast (Kontras): Bir görüntünün beyaz
bölgelerinin siyah bölgelere oranının farkı.
Contrast Ratio (Kontras Oranı): Bir görüntünün
mümkün olan en parlak bölgesinin, mümkün olan en
karanlık bölgesine olan parlaklık oranı.
Contrast: Bir görüntünün beyaz bölgelerinin siyah
bölgelere oranla ne denli parlak olduğu
Control unit: Bilgisayarda işlemleri organize ve
kontrol eden bölüm.
Controller: Bir işlem veya makinenin işlemini
kontrol eden aygıt.
Coprocessor: Mikroişlemci ile birlikte çalıştırılan
ve mikro işlemcinin özel bazı hesaplamalarını daha
hızlı yapabilmesini sağlayan mikroişlemci cihazı.
CorelIDRAW 7.0: Eski yavaşlığını yenerek karşımıza
çıkan Coreldraw 7.0, vektör grafiğe dayalı, metin
işleme olanakları ve 22.000 ClipArt, 825 tane font
ve 100 tane High-Resolution olanakları ile beğeni
kazanan bir program.
Counter: Sayaç. Mekanik ya da elektronik olarak
çalışır. Kafa önünden geçen band uzunluğunu inç
cinsinden verir.
CPU: Central Processing Unit. Merkezi İşlem Birimi.
Bilgisayarın işlemlerinin yapıldığı ve
transistörlerin bulunduğu küçük çip.
Cracker: Sistem kırıcıSistem kırıcı yetkisi olmayan
bilgisayar sistemlerine girmeye çalışan kişilere
verilen isimdir. Bu kişiler bilgisayar hastalarının
(hackers) tersine kötü niyetlidir ve kırdıkları
sistemlerden bir çok menfaat elde ederler.
bilgisayar hastası (hacker), Truva atı (Trojan
Horse), virüs (virus), solucan (worm). vb.
Cracker: Sisteme giriş yetkisi olmayan sistem kırıcı
kişilere verilen isim. Hacker'ların tersine kötü
niyetli kişiler olup, menfaat elde etme amacı
güderler.
Crawis: Ekranda gözüken credit'lerin veya diğer
grafik malzeimelerinin haraketleri
Cursor (imleç): Bilgisayar ekranında göz kırpan
çizgi veya kutu. Bir sonraki data girişinin nereye
yapılacağını gösteren işaret.
Cut: Bir yapım içinde bir sekans ile diğer bir
sekans arasında ani bir geçiş aynı zamanda bir video
edit'i için de kullanılır (kesme).
CWIS: Campus Wide Information system
Cyan: Camgöbeği rengi.
Cyberspace (Siberuzay): Ünlü bilim kurgu yazarı
William Gibson tarafından Neuromancer isimli
romanında kullanılan terimdir. Bilgisayarlardan
oluşan ve toplumun bu bilgisayarların etrafında
oluştuğu bir dünyayı ifade etmektedir. İlk kez ünlü
bilim kurgu yazarı William Gibson'un "Neuromancer"
adlı romanında kullandığı, bilgisayar destekli
iletişimin, insan beyni ve bilgisayar ağı ile
tanımladığı bölge.
|
|
DA (Display Adapter): Görüntü adaptörü.
DA/Converter: Bilgisayar tarafından kullanılan
dijital sinyalleri, analog sinyallere çeviren bir
cihaz
DAC: Dijital ses kasedi
DARPA: Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri
Ajansı (Defense Advanced Research Projects Agency)
DAT: Dönel kafa prensibi ile sayısal yazan ve okuyan
kesinlikle dip gürültüsü olmayan kayıt cihazları.
Bunlar 44.1 ya da 48, KHz sampling rate kullanarak
CD kalitesinde ya da daha yüksek kalitede kayıtlar
gerçekleştirir. Bunların CD'ye çıkışları sayısal
olarak yapılacaksa mutlaka 44.1 olarak
kaydedilmelidir.
DAT: (Digital Audio Tape) Özel formatta kaseti
üzerine 16 bit 44.1 ya da 48 KHz. sampling rate
kullanarak digital ve dönel kafa prensibi ile çok
kaliteli kayıt yapan teyp sistemi.
DAT: Digital Audio Tape günümüzde Master banda
olarak standartlara yerleşmiş Teyp sistemi. Dönel
kafa sistemi ile çalışmakta. CD ya da üzerinde kayıt
yapan teyp sistemi.
DAT: Digital Audio Tape tamamıyla sayısal kayıt
formatları ile kendine özgü kaseti üzerine video
recorder prensibi gibi dönel kafa ile kayıt yapan
teyp aygıtı.
Data (Bilgi-veri): Bilgisayar tarafından üretilen ve
işlenebilen bilgi elemanı için kullanılan genel
terim.
Database Veri tabanı: Bir bilgisayar sistemi içinde
saklı ve erişilebilir verilerin tümü. Bunlar değişik
kullanıcıların aynı bilgilere erişebilmesi ve
gereksiz tekrar ve fazlalıkları önlemek amacıyla
büyük bir kütük şeklinde hazırlanabilir. Bu düzen
veri saklama alanında daha az yer kapladığı gibi
erişim süresini de hızlandırır. İzni olmayan
kişilerin kullanmasını ve başkalarına ait verilerle
karışımı veya bunların bozulmasını önlemek için bu
kütüğe parolalar ve kullanıcı alanları konulabilir.
Data bus: Veri hattı.
Database (Veritabanı): Bilginin çok sayıda
kullanıcının yararlanacağı şekilde saklanması.
DBS: Uydu televizyon yayınları televizyon
sinyallerini uydulardan direkt olarak evlerdeki
antenlere gönderen uydu yayın sisitemi.
Decimal: Onlu.
Decoder: Kod çözücü. Bazı uydu yayınları elektronik
olarak kodlanmakta ve kod çözücü olmadan
izlenmemektedir. Sadece abonelere dağıtılan bu kod
çözücüler, sinyalleri izlenebilir hale getirir.
Ancak rekabet nedeniyle pek çok kuruluş kodlama
sisteminden vazgeçmek zorunda kalmıştır.
Decoder / Encoder: Bir decoder kompozit bir video
sinyalini ayrı ayrı RGB sinyallerine çevirir. Bir
encoder ise, bu RGB sinyallerini tek bir kompozit
sinyale çevirir.
Dedicated Line: Bir iletişim şirketinden kiralanan
özel hat.
Default route: Varsayılan rotaSevk tablosunda adresi
bulunamayan paketlerin gönderileceği rota.
Default: Bilgisayarın otomatik olarak geçerli
saydığı ve aksi belirtilene kadar geçerliliğini
koruyan işlem veya değer.
DARPA: Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri
AjansıAskeriye tarafından kullanılmak üzere yeni
teknolojiler üretmekle sorumlu A.B.D. Savunma
Bakanlığı Ajansı. DARPA (daha önce ARPA olarak
bilinmekteydi) bugünkü Internet'in
geliştirilmesinden sorumluydu ve Berkeley UNIX ve
TCP/IP'yi de içeren bir çok geliştirme projesini
finanse etti.
DDN NIC: Savunma Bakanlığı Bilgisayar Ağı için Ağ
Danışma MerkeziGenelde "The NIC" olarak bilinen bu
yerin en önemli sorumlulukları arasında Internet ağ
adreslerini ve özerk sistem numaralarının
dağıtılması, hiyerarşideki en üst alanın yöntemi, ve
DDN için danışma ve destek hizmetleri vermesi gibi
konular sayılabilir. Burası ayrıca RFC'ler için
birincil başvuru kaynağıdır. Ağ adresi (network
address), Ağ Danışma Merkezi (Network Information
Center), Yorumlar İçin Rica (Request For Comments).
Definiton: Bir görüntünün kesinlikği veya ayrışımı.
Defringe: Photoshop'da, A zeminindeki bir B alanını
kopyalayıp, bir C alanı üzerine yapıştırdığınızda, B
alanın kenarlarında oluşan ve A zeminine ait olan
pikseller. Bu piksellerdeki renk, C ile uyumsuz ise
çok çirkin bir görüntü oluşur.
Degrade: Bir rengin bir başka renge dönüşmesi
esnasında oluşan renk geçişi. Koyudan açığı gibi..
DEJANEWS: Adres http//www.dejanews.com/DejaNews
aradığınız konuyu UseNet haber grupları aracılığıyla
bulur. Bulunan bilgiler ise yazdığınız kelime
tutarlılık derecesine göre sıralanır.
Dekuplaj: İstenmeyen sinyallerin şaseye iletilmesi.
Dekuple: Bir sonraki kata iletilmeyen, şaseye
aktarılan
Delete: CD playerde diskin istenmeyen bölümlerinin
çalınmamasını sağlayan özelik (veya silme tuşu).
Delimiter: Bir depolama bölgesinde bilginin
başlangıç ve bitişini işaretleyen karakter.Bu işlem
için genellikle virgül, iki nokta üst üste, space
kullanılır.
Desaturate: Solgunluk. Bir rengin veya bir alandaki
renklerin, olduğundan daha cansız, tram değeri düşük
görünmesi.
Device: Özel bir işlem yapabilen hardware parçası.
Printer, bir device örneğidir.
Deşarj: Boşalma, üzerindeki yükü atma.
Dial-up: İki makine arasında telefon hattı üzerinden
arama yapılarak sağlanan geçici bağlantıya verilen
isim.
Difüzyon: Dağılma, yayılma, püskürtme.
Digital (Sayısal): Ses, görüntü, bilgisayar verisi
ya da diğer bilgiler için işlemleri yapmak veya
ikilik (sıfır veya bir) sinyalleri iletmek için
voltaj, frekans, genlik, zaman vb. ayrık
değişkenleri kullanan bir yöntem.
Digital Analog Converter: Sayısal analog
dönüştürücü.
Dijital/Anolog Çevirme: Bilsayarın hafızasında
herhangi bir şekilde depolanmış örnekler sayısal
olarak işlenip, analog sinyallere çevrilir. Bu
sinyallerinde uygun bir cihaza iletilmesiyle
hafızadaki o verinin temsil ettiği sesi duyarız.
Digital Audio: Sesi daha yüksek kalite sağlmak
amacıyla bir sayısal dizi şeklinde kodlayarak
saklanan bir ses alma tekniği.
Digital Computer: Sayısal bilgisayar.
Digital Date: Bilgisayarda kullanılan ve işlemi
yapılan sayısal bilgiler
Digital: Sayısal.
Digitize: Bir audio veya video sinyalini analog
halinde, bilgisayar cinsi dijital kod numaralarına
dönüştürmek.
Digitizer: Analog bir video görüntüsünü dijital
bilgisayar grafiğine dönüştüren bir cihaz.
DA Conversion: Bilsayarın hafızasında herhangi bir
şekilde depolanmış örnekler sayısal olarak işlenip
analog sinyallere çevrilir. Bu sinyallerinde uygun
bir cihaza iletilmesiyle hafızadaki o verinin temsil
ettiği sesi duyarız.Sentezleme yoluBilgisayar ses
kartına veya içerdiği ses düzeneğine nota bilgisini
yollar. O düzenekte bu bilgiye analog sinyaller
üretir.
En uygun iki tür sentezleme metodu FM ve dalga tablosu sentezlemeleridir. MIDI Yardımıyla Nota bilgisi, bir midi aracısıyla, midi standartını destekleyen müzik aletlerine bilgisayardan yollanır. Bu müzik aletleri de gelen bilgiye göre müzik üretir. Burada gerçekleşen olay kısaca şudur Bilgisayar çeşitli müzik aletleriyle belli bir aracı sayesinde iletişim kurabilmektedir. CD-ROM Sürücünün Denetlenmesi Bilgisayar bir CD sürücüsünü kontrol ederek, bir CD'deki depolanmış müziği okutabilir.Ses kartlarının bilgisayar dünyasında anlayabileceği sayılar dijital halinde ifade etmenin temelinde analog/dijital çevirme işlemi bulunmaktadır. Örneklemenin kalitesi alınan örneklerin ne kadar sıklıkla alındığı ve her bir örneğin ne kadar bit'le anlatıldığıyla doğru orantılıdır. Örnek olarak, l6 bitlik, 44 Khz.lik bir örneklemenin anlamı bir doğal sesi, bir/44000 sinyalde, bir değerini ölçmek ve elde edilen değeri 2 üzeri l6 değerden birisine (2^16) eşitlemektedir. Günümüzde l6 bitlik örneklemeler yaygındır. Fakat değişik çözünürlüklerde vardır.Adlib Gold l000, l2 bitlik Genoa Audiobahn l0 bitlik örnekleme kullanılır. ADPCM PCM`in değişik bir çeşidi olup daha çok sıkıştırma olanağı sağlar. Bunun bedeli de ses kalitesinin PCM de olduğundan daha az olmasıyla ödenir.FM Sentezleme Yukarıda bahsedilen bu sentezleme metodunda ses verisi: dalga şekli üretebilen işlemciler tarafından yaratılır. Bunu da bazı basit dalga şekillerini kullanarak, bunları çeşitli şekilde belirleştirerek yapmaya çalışırlar. Temel olarak Sinüs kare, üçgün, testere dişi şeklindeki bazı basit dalga şekillerini birleştirip ezip büzüp gerçek bir ses datasına yaklaşmaya çalışırlar. Bu tabi ki çok zordur. Etrafımızda duyduğumuz doğal sesleri yapısında o kadar fazla Sinüs dalgası vardır ki bunlar sayı olarak taklit edilmesi bile şekil olarak taklit edilmeleri imkansıza yakındır. FM sentezleme yoluyla gerçekci sesler elde etmek zordur. Zaten FM sentezleme ile elde edilmiş sesleri dinlerken, elektronik devreleri bu işte bir parmağı olduğu hissine kapılırız. Gerçek sese yaklaşmak için gelişigüzel dalga birimlerinin de kullanıldığı olur. Fakat daha çok işlemci kullanmak kaliteli ses elde etmek için daha uygun bir yöntemdir. Adlib FM sentezlemeyi kullanan ilk kartı. Bu kart'da iki işlemcili bir yamaha YM 3812 FM çipi bu görevi üstlenmişdir. Bir çok Adlip uyumlu kartlarda FM sentezlemeyi kullanırlar. FM sentezleme yapan daha yeni kartlar yamaha SBPro daha mantıklı bir seçim olacaktır.
Directory (dizin): Depolama bölümü için her dosyaya
ait adı, yeri, boyutu, yazılım veya son düzeltme
tarihini veren tablo.
Disket: Software veya data kaydetmeye yarayan, düz,
eğilebilir, magnetik materyal ile kaplı ve koruyucu
zarf içindeki çevre birimi.
Display size: Bir monitörde, kullanıcının
çalışabileceği gerçek ekran alanı
Display: Bir görüntünün elektriksel işaretlerden
optik işaretlere çevrildiği düzen.
DCE: Dağıtılmış İşlem OrtamıStandart programlama
arabirimleri, yöntemleri ve hizmet birimi
işlevlerinden oluşan ve aynı uygulama programlarını
değişik mimariye sahip bilgisayarlar üzerinde
kullanabilmeye olanak sağlayan mimari. Digital, IBM
ve Hewlet Packard tarafından öncülük edilen Açık
Yazılım Kurumu (OSF-Open Software Foundation)
tarafından desteklenmekte ve gelişmeler kontrol
edilmektedir.
Distorsiyon: Bozulma, değişikliğe uğrama, girişe
uygulanan ya da üretilen sinyalin orijinal dalga
şeklinde bulunmayan özelliklerin çıkışta meydana
gelmesi. Distorsiyon, haberleşme sistemlerinde
önemli bir problemdir. Arzu edilmez.
Çeşitleri: Genlik, Atenüasyon, Geçiş,
Gecikme, Sapma, Harmonik, İçmodülasyon, Lineer
olmayan, Faz, Optiksel, Aralık distorsiyonlarıdır.
Distorsiyon: Orijinal sinyalin faz, frekans, genlik
ve dalga şekli bakımından bozulmaya uğraması.
Distortion: Bir devrede giriş karakteristiğinin
çıkışta tam olarak yeniden elde edilmemesi, şekil
bozukluğu, deformasyon, distorsiyon, sesin
güçlendirilmesi sırasında oluşan bozulma miktarı.
Oran, yüzde 1'den küçük olmalıdır. Müzik seti
alırken broşüründe bu oranın düşük olmasına dikkat
etmek gerekir.
Distributed database: Dağıtılmış
veritabanıKullanıcıya tek bir veritabanı gibi
gözüken fakat ayrı yerlerdeki veritabanlarından
oluşan veritabanı. Buna iyi bir örnek olarak Alan
Adı Sistemi'ni (DNS-Domain Name System) verebiliriz.
Dizüstü bilgisayarlar: Multimedya tasarımı bir
dizüstü bilgisayarın sabit diskine kopyalanır ve
mevcut ekranından gösterilir. Prezantasyon birebir
veya birkaç kişiye yapılacaksa kullanılır.
DNS: Alan İsmi Sistemi (Domain Name Server).
DNS: Bağlanılan sunucu ismini açık Internet adresine
çevirmek için kullanılan bir mekanizmadır. Internet
üzerinde aynı adlı iki veya daha fazla sunucu
isminin olmaması da yine DNS sistemi sayesinde
gerçekleşmiştir.
DNS: Internet alfanümerik adreslerini sayısal
adreslere (IP numarası) çeviren yöntem.
DOCUMENT: Bir HTML dosyasının tüm içeriğine birden
döküman denir. DOL: Dinamik seslerin fizyolojik
düzeltimi.
Domain: Alanterimi Internet'te oldukça fazla
kullanılmaktadır. Bu terim Yönetimsel Alan
mevzusunda ve Alan İsmi mevzusunda geçmektedir.
Yönetsel Alan (Administrative Domain), Alan İsmi
Sistemi (Domain Name System).
DOMAIN NAME: Internet sitesini tanımlayan isimdir.
Bir "Domain Name" noktalarla ayrılan iki ya da daha
çok parçadan oluşmak zorundadır. Bir makinenin
birden çok ismi olabilir, fakat bu adreslerin hepsi
aynı makineyi işaret eder. Ortada, gerçek bir
bilgisayar olmamasına karşın bir "domain name"
olabilir. Bu, Internet'te bir Web sayfası olmasını
isteyen firmalar tarafından sıklıkla kullanıllan bir
yöntemdir. Bu erişimi sağlayan firmalar genellikle
"Internet Erişim Sağlayıcılarıdır. Web sayfasına
gelen postalar öncelikle ana makina tarafından
alınıp, sonradan sanal "domain name"e sahip makinaya
iletilir.
Domain Name System: Alan Adı SistemiDNS genel amaçlı
dağıtılmış (distributed), kopyalanmış (replicated)
veri sorgulama (data query) hizmetidir. Temel
kullanımı bir sistem ismi vererek bu sistemin IP
adresini bulunmaktır. Internet üzerinde kulllanılan
sistem isimleri alan adı (domain name) olarak
anılmaktadır, çünkü yazım şekilleri DNS tarzına
uygundur. Bazı önemli alanlar arasında .COM
(ticari-commercial), .EDU (eğitim-educational), .NET
(ağ işletimi-network commercial), .GOV (hükümet), ve
.MIL (askeri-military) alanlarını sayabiliriz.
Ayrıca bir çok ülkenin kendine ait alan adı vardır;
.TR Türkiye, .AU Avustralya gibi. Alan Adı Sistemi
STD 13, RFCs 1034 and 1035'te tanımlanmıştır. Tam
Tanımlı Alan İsmi (Fully Qualified Domain Name).
Domain: Bir Internet adresinde kullanıcı adının
sağındaki kısım. Mesela; cc.İTÜ.edu.tr
DOS: Bilgisayarın bilgi girişi ve depolama işlemleri
için hazır hale gelmesini sağlayan işlemler
topluluğu. Dos İşletim Sistemi.
DOSKEY: Komut isteminde girilen komutları tekrar
kullanmak için bazı klavye kısa yol tuşlarını
kullanır. Yukarı ok tuşunu kullanarak bilgisayarı
açtıktan sonra girdiğiniz komutları yeniden
çağırabilirsiniz.
Dot address (dotted decimal notation): Noktalı adres (noktalı sayısal gösterim) Nokta adres terimi A.B.C.D gibi gösterilen IP adreslerini nitelemek için kullanılır, her biri harf toplam dört byte'lık IP adresinin onluk düzende gösterilen bir byte'lık kısmını oluşturur.
DOT Pitch: Monitör ekranında beliren beneklerin
arasındaki mesafenin ölçüsü.
Double density: Standart tek yoğunluklu disketlere
göre iki katı depolama kapasitesi olan disket
çeşidi.
Double precission: Her sayıyı ifade etmek için iki
bilgisayar kelimesi kullanma işlemi. Hesaplama
işlemlerinde fazladan hassasiyet gerektiğinde bu
teknik normal durumun iki katı hane sayısı
kullanılır.
Double sided: Her iki yüzüne de bilgi yazılabilen
disket çeşidi.
Dove: DOS ve WİNDOWS ortamları için harici ve dahili
faks/modem cihazları
Downlink: Uydudan dünyaya sinyal nakli
Download: Program ve / veya bilgilerin dosyalarını
bir bilgisayarndan bir başka cihaz veya bilgisayara
geçirmek.
Download: Bir bilgisayardan, ona bağlı diğer bir
cihaza (genellikle bir hizmet biriminden bir PC'ye)
program ya da veri aktarmak.
Downsampling: Photoshop'da, bir resmin boyutlarının,
piksel atılarak küçültülmesi.
DPI: Dot per Inches. Film çıkış cihazlarının, bir
inç karelik alana (2.5 cm x 2.5 cm.) pozlayabildiği
nokta sayısını belirtir. Bir döküman çıkışa
gönderilirken, Dpi değeri, Lpi değerinin en az 16
katı olmalıdır. Daha fazla da olabilir.
Drag and Drop: Bir ekran nesnesini (ikon) seçip
işaretleyerek, bir başka ekran nesnesinin içine
koymak anlamında kullanılan bir GUI deyimi.
Drain (dreyn): FET transistörün taşıyıcıları
toplayan, bipolar transistördeki kollektör
elektrodunun karşılığıdır.
Drift: Sürüklenmek, yığılmak, birikmek, tıkanmak,
Drive: Magnetik elemanları yazıp okuyabilen ve
CPU'nun işlem yapabilmesini sağlayan araç. (sürücü)
Driver: Harici teçhizatı kontrol etmek veya diğer
programları yürütmek için kullanılan bilgisayar
programı.
DSP: Sayısal sinyal işleme.
Dual: İkili, çift.
Düğüm: Bilgisayar ağına bağlı, ve adresi verilerek
erişilebilen cihaza verilen isim. anasistem (host),
yöneltici (router).
Dump: Bir bilgisayarın hafızasının içeriğini
görüntülemek, yazmak veya depolamak
Duotone: Bir resmin, bir veya dört ayrı spot renk
ile basılmasını sağlayan, eskinin dubleks tekniğinde
efekt üretmemizi sağlayan mod.
|
|
E-mail (E-posta)
: Elektronik mektup. Internet üzerinde kişisel
mektupların bir noktadan bir diğerine yollanması
için kullanılan yöntem.
E-MAIL: Internet'e bağlı makineler birbirlerine
elektronik-posta atmak suretiyle haberleşebilirler.
Elektronik-postalar'a tarih, saat, gönderen kişi,
postayı alması gereken kişi ve postanın konusu
mutlaka yazılmalı, sade ve anlaşılır bir dil
kullanılmalıdır.
E-posta adresi: Belirli bir hedefe elektronik posta
göndermek için kullanılan alan adı tabanlı adres ya
da UUCP adresi. Örneğin: İlhami net. com.com
gibi.ünlemli makine adresi (bang path), Unix'ten
Unix'e Kopya (UNIX-to-UNIX CoPy).
E-zine (Electronic magazine): Internet üzerinde
periyodik sürelerle yayınlanan dergiler. Bazıları
ücretli olup değişik ilgi alanlarında çıkar.
EARN: Avrupa Akademi ve Araştırma Kurumları Arası
Bilgisayar Ağı (European Academic and Research
Network)
Echo: Yankı
EDTV: İngiltere'de IBM (Independent Broadcasting
Auttorih) tarafından geliştirilen televizyon
sistemi, Ekranın yükseklik ve en oranı HDTV ile
aynıdır (16.9). Ancak satır sayısı yine 625'tir.
EEPROM: Elektriksel olarak sürekli silinip,
yazılabilen EPROM denilebilir. Silme işlemi
ultraviole ışık yerine, elektrik akımıyla
yapılmaktadır.
EFF: Electronic Frontier Foundation
EFFECT PROCESSOR: Stüdyoda eko, derinlik ve değişik
dinleme hacimlerinin etkilerini yaratan sistemler.
EHT: Ekstra (fazladan) yüksek gerilim.
ELA: Amerika Birleşik Devletlerinde öngörülen audio
ve video standartlarının tespit eden kuruluş.
Elapsed time: CD'de çalınan bölümlerin süresine
gösteren hane.
Electronic Editing: Program bölümlerini video
bandına fiziki anlamda kesilmeden yerleştirmek ya da
monte etmek.
EFF: Bilgisayar kullanımının, dolayısıyla iletişim
ve bilgi dağılımının gitgide artamasının toplumda
yarattığı sosyal ve hukuksal etkileri saptamak için
oluşturulmuş bir kurum.
Electronic Mail (email): Elektronik Posta
(e-posta)Bir bilgisayar kullanıcısının aralarındaki
iletişim ağı vasıtasıyla diğer bilgisayar
kullanıcıları ya da kullanıcı grupları ile mesaj
alışverişi yapıtığı sistem. Elektronik posta
Internet'in en popüler kullanım alanlarından birini
oluşturmaktadır.
Electronic: Elektronik: Elektronun hareketini
boşlukta ve yarı iletkende kontrol eden bilim dalı.
ELEKTRONİK YAYINCILIK: Multimedyanın ana kullanım
alanlarından biridir. İletişim teknolojisinin
ulaştığı son nokta multimedya ve Internet'dir. Bu
nedenle medya kavramını oluşturan tüm birimlerin
(Televizyon, ansiklopedi, katalog, kitap, dergi,
gazete vs.) yüksek teknolojiyi kullanarak daha iyi
hizmet vermek ve bu yolla rakiplerini de teşvik
etmek ve bir yerde toplumsal sorumlulukları altına
girmektedir.
Günümüzde ekonomik olanaksızlıklar nedeniyle multimedya, medyanın tüm işlevlerini yerine getirememektedir. Bu ekonomik olanaksızlıklar sebebiyle multimedya henüz alternatif bir yayıncılık olarak uygulanmaktadır. CD-ROM kullanabilme imkanı olmayan kesim gözönünde bulundurularak, genellikle yazılı metaryalin ekinde gönderilmektedir.Avantajları:Birden fazla ansiklopedi bir CD-ROM içinde yer alabilir.
CD-ROM içindeki bilgiler ve sesler, fotoğraflar ve
filmlerle desteklenebilir. CD-ROM baskı maliyeti
kağıt baskı maliyetinden çok daha düşük olduğu gibi,
iyi korunduğu takdirde 100 yıl kullanılması
mümkündür. On ciltlik bir ansiklopedi yerine
100gr.'lık bir CD-ROM'un dağıtımı çok daha kolay ve
ekonomiktir. CD-ROM'un güncelleştirilmesi daha basit
ve az maliyetlidir. Etkileşim faktörü son
kullanıcıya büyük zaman ve kullanım kolaylığı
kazandırır. Emisyon: Katı, sıvı yüzeyden ya da
genellikle bir metalden elektronların
elektromanyetik radyasyon yoluyla veya elektronların
ısı yoluyla açığa çıkarılması.
Encoder: Kodlayıcı.
Enhance: Temel bir imgeyi, daha iyi dizayn
standartlarına ve görüntüsel anlatma ulaştırma için
yapılan işlemler.
Entegre devre: Bir çok devrenin veya devre
kısımlarının bir muhafaza içinde bir araya
getirilmesi (toplayıcı).
EP: Video veya kamerada hızın düşürülerek bant
kapasitesinin iki misline çıkarılması
EPS: (Encapsulated PostScript) Sınırlandırılmış
PostScript diyebiliriz. Bir dökümanın PostScript
dilinde kaydedilmesi.
EQUALIZATION: Ton kontrol (Bas-orta-Tiz) seslerin
işlenmesi, düzeylendirilmesi ve bu prensiplere
verilen isim.
Equalize: Videoda görüntü sinyallerinin
karakteristiklerini kontrollü bir şekilde
değiştirmek.
Erase: Magnetik bir bilgiyi yenilemek veya silmek.
Error mesajı: Hardware veya software uygulamalarında
uygun olmayan bir data girişinin yapıldığını
belirten görülebilir veya duyulabilir uyarı.
Ethernet: Başlangıçta Xerox tarafından geliştirilen,
daha sonra Digital, Intel ve Xerox (DIX) tarafından
düzenlenen 10Mb/s iletişim ağı standardı. Eşmerkezli
(coaxial) bir kabloya bağlanan tüm sistemler kabloyu
kullanmak için (CSMA/CD denilen bir yönteme göre
mücadele ederler. Yerel Alan (Local Area Network).
EXCITE: Adres: http://www.excite.com/Gerçekten ne
istediğinizi bulamıyorsanız, Excite'ın gelişmiş
yardımcı teknolojisi sayesinde ne istediğinizi
bulabilirsiniz.Her hafta yenilenen 11.5 milyon tam
text sayfası, Konularında oldukça bilgili olan
yazarlar ve makaleleri, Use Net haber grupları,
saatlik haberler, yorumlar ve INTERNET üzerindeki
ilk interaktif çizgi film gösterisi.
Extension: Dosya adından sonra yazılan üç karaktere
kadar ek. Extension, dosya adının belirleyicisi veya
ayırıcısı olarak görev yapar. Dosya adından (.) ile
ayrılır. .DOS, .AVI, .WRI, .BAS vb.
Exterpolation: Bilinen iki noktanın dışındaki
bilinmeyen üçüncü noktanın bulunmasına dayalı
matematiksel işlem türü. Tersi, İnterpolasyon'dur.
|
|
Fade in/out: Görüntünün yavaş yavaş
açılması/kararması, Video kamerada fader düğmesine
basıldığı zaman devrye girer. Görüntünün karanlıktan
yavaş yavaş belirmesini istiyorsanız objektin
yandaki FADER düğmesine basarsanız kayıt düğmesini
kapatıp kaydı bitirirdiğinizde görüntü yavaş yavaş
kararacaktır. Eğer fader düğmesine iki kez
basarsanız görüntü mozaik biçimi kararıp
kaybolacaktır. Bu özellik de monitör ekranından
görülebilir. Görüntünün normal açılıp kapanmasında
FADER yazısı, mozaik kararma ise M.FADER yazısı
görülür. Bu özelliği kullanmaktan vazgeçtiyseniz
tekrar FADER düğmesine basınız. Ekrandaki yazı da
silinecektir.
FAQ: Sıkça Sorulan Sorular (SSS).
Fast motion: Hızlı hareket.
Feasibility Study: Olurluk İncelemesi (Fizibilite
etüdü)Bu terimin bir başka söylenişi de
ön-incelemedir ve aşağıdaki üç alan ile ilgilidir:
1- Mevcut sistemin veya sistemin içinde işlediği
çevrenin karakteristikleri ve özellikleri, 2- Yeni
bir sistemin geliştirilmesinin mi yoksa mevcut
sistemin gözden geçirilerek düzenlenmesinin mi uygun
olacağının incelenmesi, 3- Önerilen sistemin,
incelemeyi yaptıran kuruluş veya organizasyon için
gerçekleştirilebilir olup olmadığının incelenmesi.
Feather: Erime. Select, Feather.
FCC: İletişim ve yayıncılıkta hava dalgalarının
kullanılmasını kontrol eden hükümet dairesi.
Feding: Alıcıda ses dalgalarının hava ve coğrafi
şartalara göre değişmesi olayı.
Feedbck: Bir mikrofonun kendi Hoparlörlerinden çıkan
ses vasıtasıyla yeniden ses yaratma işlemi. Zil sesi
ya da diğer tiz sesleri gibi.
Fetch: Bilgisayarda emirlerin getirilmesi.
Fidelite: Kalite
Field: Belirli kategorideki datalar için ayrılmış
kayıt bölümleri.
Filcker: Televizyon ekranıda ışık kırpışması.
File protection: Depolama cihazında, mesela
diskette; beklenmedik data silinmelerini önlemek
için kullanılan işlem veya cihaz.
File Server (Dosya Hizmet Birimi): Uzaktaki
kullanıcılar (istek birimleri) için dosyalara erişim
sağlayan bilgisayar.
File system: Dosya sistemi.
File transfer: Dosya aktarmaBir bilgisayardan diğer
bir bilgisayara dosya aktarma işlemi Dosya Aktarma
Protokolü (File Transfer Protocol), Kermit.
File Transfer Protocol (FTP): Dosya Aktarma
ProtokolüBir sistemdeki kullanıcının iletişim ağı
üzerinden diğer bir sisteme erişme-sini ve oradaki
dosyaları kendine veya kendi dosyalarını oraya
aktarmasını sağlayan protokol. Ayrıca, FTP
kullanıcıların bu protokolü kullanmalırını sağlayan
programa verilen isimdir. Protokolün tanımı STD 9 ve
RFC 959'da yapılmıştır. anonim FTP (anonymous FTP).
File: Bilgisayar tarafından bir bütün olarak kabul
edilen, birbirleri ile ilgili data gruplarının
toplandığı program.Filitre: Süzgeç, süzme
Fill Pattern: Yazılımda bulunan esas renk ve dizayn.
Bir tablo ya da çizimin bölümlerine biçim vermek
için kullanılır.
Film strip: Yatay pozisyonu 18mm x 24mm'lik bir
görüntü olan bir devamlı film bandında durağan
imgeler.
Filter: Bir audio veya video sinyalinin frekansında
bant veya disk hızına oranla görülen ani değişim.
Finger: Belirli bir kullanıcı hakkında bilgi veren
programdır, ayrıca kendi sisteminizde veya uzak
sistemde giriş yapmış kullanıcıları listelemek için
de kullanılır. Genelde kullanıcının tam adını, ne
kadar zamandır işlem yapmadan beklediğini, hangi
terminal hattından bağlandığını, ve terminalin
yerini gösterir. Bunlara ilaveten eğer mevcutsa
kullanıcıya ait .plan ve .project dosyalarını
görüntüler.
Finger: Sizin bağlı bulunduğunuz ağdaki kullanıcılar
hakkında bilgileri bulmanızı sağlayan bir protokol.
Bazı ağlar dışarıdaki sistemlerden arama yapılmasına
izin vermez, bazıları ağ içinden de izin vermez.
Fixed disk: Data depolaması için kullanılan, çevre
etkilerinden korunmak için sıkı kalıplara alınmış
hard disk.
Flame: (Hiddetten dolayı) parlama. Elektronik posta
mesajında bir şey hakkında sert eleştiri ve
düşüncelerin tahrik edici bir şekilde ifade
edilmesi. Kişiler birbirlerine parlamamaları
gerektiği konusunda parlamaya başlarsa parlama
savaşları ya da bir başka deyişle parlama
festivalleri oluşur. Elektronik Posta (Electronic
Mail).
Flame War: Canlı olarak yapılan, zaman zaman nezaket
kurallarının unutulduğu hararetli ve heyecanlı
tartışma.
FLC,FLI: Animasyon formatı. İlk olarak Autodesk
tarafından kullnılmaya başlanılan bu format
günümüzde bir çok grafik yazılımında
kullanılmaktadır.
FLI/FLC: FLI ve buna bağlı olarak sonradan çıkan FLC
formatı, PC'deki animasyonlar için standardı
belirliyorlar. Autodesk tarafından
Autodesk-Anima-tor ile birlikte geliştirildi ve bir
süre sonra da FLC formatı ve Animator Pro olarak
genişletildi. FLI, 320X200 çözünürlüğünü, FLC ise
256 renk 1024X768'e kadar olan tüm çözünürlükleri
destekliyor. FLI/FLC formatının değişik mutasyonları
15/16/24 bit renk derinliği sunuyorlar, ancak bunlar
standarttan sapıyorlar ve özel bir Player
gerektiriyorlar.
Floating point aritmetic: Programın radix noktası
(virgülün bulunduğu yer) otomatik olarak hesaplayıp
kaydettiği hesaplama çeşididir. Programlayıcı, bunu
hesaplamaya uğraşmaz.
Flowchart: Programdaki işlemi grafik metodla
gösterme.
Focal Blur: Raytracing ile hesaplanan resimlerde
önden arkaya kadar her şey tam olarak keskin değil.
Bu ise hiçbir şekilde görme alışkanlıklarına uygun
değil. Çok yakında duran bir cisme bakıldığında
arkadaki her şey keskin görünmez. Bazı Raytracerlar
bu efekti simüle ediyorlar ve böylece resimler çok
daha doğal görünüyor.
Font: Romen, italik, Helvetica vs. cinsinden yazı
karakterleri.
FOOTER: HTML dökümanının "dip" bölümüdür. Bu bölümde
genellikle tarih, yapımcı ve döküman hakkında
bilgiler bulunur.
For Your Information (FYI): Bilginiz İçinRFC'lerin
TCP/IP ve Internet konusunda bilgi veren, teknik
standartlar ve protokol tanımları içermeyen, bir alt
grubudur. Request For Comments, STD.
Fore front Venüs: 486DX2/66 tabanlı, aktif matris
renkli ekrana sahip güçlü bir notebook. Bellek 8,12
ve 20MB'a yükseltilebiliyor. Ayrıca harici disk
sürücü, PCMCIA yuvasına takılan Faks/Modem ve harici
batarya şarj cihazı takılabiliyor (ve şimdi de
Pentiumlara uyumlu).
FORM: HTML sayfalarında Web servisine bağlanan
kullanıcıdan Web tarayıcısı sayesinde bilgi almak
için kullanılır. Daha sonra bu bilgiler sunucu
makinede kurulu olan özel bir programla
değerlendirilir. Web sayfaları üzerinde formlar
yaratmak için CGI programlamayı bilmek gerekir. CGI
hakkında daha çok bilgi edinmek için
http://the-inter.net/www/future21/html.html
sayfasına bir göz atabilirsiniz. Bu adreste Web
sayfası yaratmak ve CGI ile formlar yaratmak
hakkında güzel bilgiler bulacaksınız.
FPU: (Floating Point Unit. Kayan Nokta Ünitesi.) CPU
üzerinde bulunan ve çok hassas işlemlerin
yapılmasında görev alan ünite.
FQDN: Tam Tanımlanmış Alan İsmi (Fully Qualified
Domain Name).
Freenet: Ücretsiz ağE-posta bilgi hizmetleri,
etkileşimli iletişim ve konferans gibi işlevleri
olan halke açık sistemlere verilen isim. Freenet'ler
kişiler ve gönüllüler tarafından finanse edilir.
A.B.D. freenet'leri bilgisayarla iletişimi halka
açık kütüphaneler gibi yaygın hale getirmeye çalışan
NPTN (National Public Telecomputing Network)
üyesidirler.
Freeware: Ücretsiz kullanılabilen yazılım. Bu
programları hiçbir ödeme yapmadan kullanmak
mümkündür. Programın satılması ise ancak izin
verilmiş ise mümkündür. Dağıtılması ise serbesttir.
FTP (File Transfer Protocol): Sadece bir protokol
değildir, bu protokol Internet üzerinde veri
yollamanın ve almanın en çok kullanılan biçimidir.
FTP kullanılarak başka bir Internet sitesine "login"
olunur ve buradaki dosyalara "site sorumlusu"nun hak
tanıdığı kadar erişim sağlanır.
FTP: Dosya Aktarma Protokolü (File Transfer
Protocol).
FTP (File Transfer Protocol): Çeşitli sistemler
arasında dosya aktarımı yapılmasını sağlamak için
kullanılan bir protokol.
Full-Motion Video: Gerekli sayıda imge (saniyede 30
Frame) yarattıkları için televizyonda görülenleri
envüle eden video sekansları.
FQDN: Tam Tanımlanmış Alan Adı:FQDN bir sistemin tüm
alan adını içeren adresine denir. Örneğin asiyan bir
sistem adıdır, asiyan.cc.boun.edu.tr FQDN'dir
anasistem (hostname), Alan İsmi Sistemi (Domain Name
System).
Function keys: Keybord üzerindeki belirli tuşlardır
ve basıldığında bilgisayara belli bir işi yapma
talimatı verir. Fonksiyon tuşları, kullanılan
uygulama programına bağlı olarak belirlenebilir.
Function: Özel talimatlar aracılığı ile belirlenen
bilgisayar işlemidir. (Alt) Bazı GWBASIC
fonksiyonlar COS, EOF, LEFTS, TAN
|
|
Galley View: Nota yazımının daha seri bir şekilde yapılması için düzenlenen sayfa. GAME LAN: Adres: http://www.gamelan.com/Bu günlerde popüler olan Java uygulamalarından bir derleme. katigorilere göre sıralanmış. GAMES DOMAIN: Adres: http://www.gamesdomain.com/Favori oyununuz hakkında arama yapmanıza olanak sağlayan bu sayfa oyun meraklıları için tasarlanmış. Gamma (Düzeltme): Dijital resimlerin kaydedilmesi sırasında (256 renkten daha az içeren resimler dışında) resmin aydınlığı (ışığı) 256 basamakta kaydedilir. 255 maksimum aydınlık, 0 ise minimum aydınlığa (ışığa) karşılık gelir (siyah). Aydınlık ='dan 255'e doğru doğrusal olarak artar.Bilgisayar monitörü, renkleri, elektronlar tarafından uyarılan ve böylece aydınlanan fosforlarla gösterir. İdeal duruma karşılık fosforun aydınlatma eğilimi doğrusal değildir. Piksel değerinin monitördeki gerçek aydınlıktan sapan faktörü de hesaba katılmalıdır. Bu değere Gamma değeri denir. Gamma: Orta tonlar. Ekranınızın Gamma ayarını, Photoshop klasöründeki Goodies'de bulunan Calibration'daki Gamma'yı Sistem Klasörü'ne atarak yapabilirsiniz. Standardı 1.8'dir. Renk sapmalarını Balance'daki RGB sürgülerle giderebilirsiniz. Gamut: Tarayıcıların, film çıkış cihazlarının vb. kabul ettiği renk sınırlama, tanıma limiti. GATEWAY: Gateway, teknik olarak aynı türden olmayan iki protokol'ün anlaşılmasını sağlayan donanım ya da yazılım anlamına gelir. Örneğin Compuserve'ün kendi mesaj formatı ile Internet "e-mail" formatı arasında değişimi sağlayan bir "geçiş kapısı" vardır.Ama bu terim Internet üzerinde genellikle, bir sistemden diğer bir sisteme geçiş sağlayan bir mekanizmayı anlatır. Gateway: GeçitAynı işlevlere sahip fakat farklı yapılardaki ağlar arasında verileri aktaran cihaz ya da programlara verilen isim. mail gateway, router, protocol converter. Gateway: İki ağ arasındaki geçit. Bu şekilde bir ağdan diğerine veri iletimi yapılır. GCC: GCC ürün grubunda postscript laser yazıcıların yanısıra ColorFast Digital Film Kayıt cihazı ile ColorTone Dye-Sublimation renkli fotorealistik yazıcı üniteleri yer almaktadır. GCR: Gray Component Replacement. Orta tonlardan faydalanarak Siyah'ın üretilmesini sağlayan bir teknik. GCR'de koyu bölgelerde, her renkte de tram vardır. Ghost: Ekranda gölge, kayma, görüntünün çift görünmesi (=double image). GIF: Grafik dosyalarını sıkıştırmak ve böylece veri aktarma zamanından tasarruf etmek amacıyla Compuserve tarafından yaratılmış birer grafik formatıdır. Web dokümanlarında sık sık kullanılır. GIF: WWW üzerindeki görüntü dosyaları için kullanılan standart bir format. GIF dosya formatı, dosya büyüklüğünü azaltan bir sıkıştırma yöntemi kullandığı için oldukça popülerdir. Gigabyte (G veya GB): Bir milyar bayt. Global search: Bir değişkeni referans alarak, (karakter veya komut olabilir) text içerisindeki her türlü görünümünü vererek araştırma şekli. GNN SELECT: Adres: http://gnn.com/gnn/wic/wics/index.html INTERNET'in size sunabileceği en iyi servisler. Eğlenceden ulaşım'a her şey GNN'de var. GOPHER: Internet üzerinde hypertext kullanmadan değişik menölerdeki materyallere ulaşmayı sağlar. Gopher: Internet üzerindeki bilgilere hiyerarşik menöler halinde erişimi sağlayan dağıtılmış bilgi hizmetidir. Gopher kullanıcının bir kullanıcı programı (client) kullanarak tüm gopher dağıtıcılarındaki (servers) bilgilere ulaşmasını sağlar. Tüm dağıtıcılardaki bilgilerin toplamı gopher uzayı oluşturur. Kullanıcı ve dağıtıcı programları Internet üzerinde ücretsiz olarak mevcuttur. Archie, arşiv makinesi (archive site), Geniş Alan Bilgi Hizmet Birimi (Wide Area Information Servers). Grab Utilitiy: Herhangi bir programdan bir ekran görüntüsünü kapatarak bir diğer program vasıtasıyla imgeleme veya yapım maksadıyla bir diğer file veya çıkışa nakleden küçük bir RAM- Dayanıklık programı. GRAFİK: İletişim; kelimelere bağımlı kalmaktansa değişik şekiller, boyutlar ve renkler kullanılarak zenginleştirilmektedir. Multimedya grafik kavramının içinde tanıdığımız iki unsur bulunur. Bunlardan birincisi fotoğraf, ikincisi resimdir. Bu iki unsur multimedyaya anlaşılırlık ve görsel zevk katarlar. Yerinde kullanılan nitelikli bir grafik, yazı veya sözle verilebilecek mesajlar taşıyabilir. Teknik Bilgi: Çözünürlük: Grafiğin ekranda hangi büyüklükte ve ne kadar net görüneceğini belirler. Grafik ne oranda büyütülürse veya aynı büyüklükte ne kadar daha net gösterilmek istenirse diskte kaplayacağı yerde o kadar büyük olur. Renk bilgisi: Bir grafiğin içinde bulundurduğu renk sayısını belirler. Gerekli yöntemler doğru olarak uygulanırsa genelde 256 renk yeterli olur. Grafikler binlerce veya milyonlarca renkten oluşursa diskte kapladıkları yer çok daha büyük olur.GRAFİKLER: Daha büyük olmaları ve yavaş yüklenmelerine rağmen grafiklerin görsel çekiciliği her zaman web servislerini onları bolca kullanmaya itmiştir. Günümüzde Internet üzerinde sıkça kullanılan ve güçlü sıkıştırma algoritmalarına sahip iki grafik formatı vardır: GIF ve JPEG. Grafikler hakkında ipuçları istiyorsanız bir UseNet haber grubu olan comp.infosystems. www.authoring.images adresine bağlanabilirsiniz. Graph Area: X veya Y yayları arasında bilinen bir grafiğin yaratıldığı alan. Graphic Adapter: Bir bilgisayarda bütün görüntü yaratan fonksiyonları yürüten devreler. Graphic: Objelerin kelimeler olarak değil de resim olarak görüntülenebilmesini sağlayan hardware/software özelliği. Bu işlemlerde çizgi çizebilme ve çeşitli işlemleri uygulayabilme özellikleri vardır. Graphics Display: İş dünyasında kullanılan grafikleri görüntülemek gibi özel durumlar için dizayn edilmiş yüksek performanslı bir gösterim terminali. Grayscale: Beyaz ve siyah arasındaki gri tonların eşitliği Grayscale: Siyah/Beyaz dökümanları tarama modu. GROFPWARE: Aynı bilgiler üzerinde çalışan, aynı binada, odada veya ağ üzerinde çalışan bir grup insan için tasarlanan programlara denir. GUI (Graphical User Interface): Grafik Kullanıcı Arabirimi. GUI: Karaktere dayalı bilgisayar ınterface'leri ve DOS için kullanıcıya kolaylık sağlayan bir alternatif. Kullanıcıya karakterlere dayalı bir kumanda klavyesinde yazmak yerine bir dizi kumanda seçeneğinden istediğini vurgulama imkanı verir. |
|
Hacker: Bilgisayar hastasıBilgisayar sistemleri ve
iletişim ağlarının yapısını derinlemesine anlamaktan
zevk duyan kişi. Bu terim bazen yanlışlıkla cracker
yerine kullanılır. Sistem kırıcı (cracker). Ham:
Odyo frekans sistemlerinde bulunan gürültü, kalın
sesli vızıltı.
Hardware: Bilgisayar sisteminin sahip olduğu
cihazların tümü (Donanımı).
Head: Kafa, video cihazında bandı okuyan ya da kayıt
yapan ve bir tambur içine gizlenmiş hareketli parça
iki üç ya da dört adet olur.
HEADING (BAŞLIK): HTML dökümanlarında genellikle
yazının başlığının ve genel tanımların bulunduğu
bölgedir. < head > ve < /head > takıları arasına
yazılır.
Hexadecimal: Taban olarak 16'yı kabul eden sayı
sistemi. Bu sistemde, 0-9 arası sayılara ilave
olarak A, B, C, D, E ve F harfleri sayı olarak
kullanılır.
Hidden file: Normal directory araştırmasında
görülemeyen dosyalar. Normal DOS komutları ile bu
tür dosyalar üzerinde işlem yapılamaz.
High grade: Yüksek manyetik özelliğe sahip video
bant.
Hiss: Teypte band hışırtısı.
Histem adı: Bir bilgisayara verilen isim. Tam
Tanımlı Alan İsmi (Fully Qualified Domain Name).
Holl: Oyuk, boşluk.
Home Page: Bir Web hizmet biriminin kimlik ve
içindekiler bilgilerini içeren başlangıç sayfası.
Ana sayfa.
Horizantal Resolution: Ekran üzerinde yatay olarak
bulunan pixel'lerin sayısını belirtir.
Horizontal Resolution: Ekran üzerinde yatay olarak
bulunan pixelerin sayısını belirtir.
Horizontal Scan Rate: Elektron ışın scanlarının bir
CRT'nin ekranındaki hızını belirtir. Horizontal Scan
Rate:Elektron ışın scanlarının bir CRT'nin
ekranındaki hızını belirtir.
Host: Grafik teminatını kontrol eden video sinyalini
bilgisayar veya diğer kaynağı.
|